Omnivore World Tour Istanbul 26>28 Kasim

Duyguların kardeşliği

  • Duyguların kardeşliği
  • Duyguların kardeşliği
  • Duyguların kardeşliği
  • Duyguların kardeşliği
  • Duyguların kardeşliği

Maksut Aşkar (Neolokal, İstanbul)ve Jean-Michel Carrette (Aux Terrasses, Tournus), Omnivore İstanbul 2015′in kapanışı için Pop-up Dinner’da bir araya geldiler. Mutluluk içinde yenen birkaç yemek etrafında bir insanlık ve kardeşlik yoğunlaşması… Bu yalnızca, bir daha görüşme temennisi taşıyan bir veda…

« Bir başlangıç, iyi bir başlangıç. » Maksut Askar, Jean-Michel Carrette ile tanışmasını böyle güzel bir ifade ile betimledi. Bilgisayar aracılığı ile ilk iletişimlerinden itibaren (emektar faksından başka cihaz tanımayan Jean-Michel Carrette için bu büyük bir ilerleme), yoğurt maya tuttu.  Tournus ile İstanbul arasında mutfağın aşılmasına yardımcı olduğu tek bir adım var… Biri yumuşak gülümsemeli dev sakallı, diğeri bir gün yaşını göstermeyi hayal eden, içindeki çocuğu daima muhafaza etmiş bu iki adam, mutlaka bir gün karşılaşmalıydı. Farklı kültürlere, farklı çalışma yöntemlerine sahip olsalar da, birbirlerinin tanımadıkları malzemeleri tanısalar da, aynı dili konuşuyorlardı ve aynı sofrayı paylaşmaktan çok mutlulardı.  Maksut’un harika sağ kolu Cenk ve iki şefin bulunduğu mutfak ekibiyle harika bir aile fotoğrafı… Ganevat’da, Jean-Michel’in valizinde Türk gümrük görevlilerinin dikkatinden kaçan bir mucize olan sarı şarapla dolu kadehleri tokuşturduk.  Güldük, ağladık, her açıdan fotoğraflarımızı çektik. Ve elbette de güzel de yedik! Hem de ne yedik…

Jean-Michel valizinde yalnızca üzüm suyu getirmemişti. İki tişört ve üç mutfak önlüğü, üç beş iç çamaşırı arasında,  Michel Bachès’den narenciyeler, mantar, 36 ay dinlendirilmiş bir Comté ve bilhassa da meşhur ev yapımı ponzu da getirmişti. Sadece levrek Saône’dan değil, İstanbul pazarından geliyordu. Omnivore İstanbul sahnesinde Masterclass’ı sırasında, Maksut dizginleri misafirine verdi ve ona tutkulu ekibiyle koşulsuz bir destek sağladı.

Bu koşullarda Jean-Michel harikalar yarattı. Türklere, üretimini yaptıkları ancak tüketim oranının çok düşük olduğu bir mantar türünü yedirdi. Datça yarımadasında Çintar mantarını resmen çiğ yiyorlar. Köri sosu ve tapioca cipleri ile lezzetli oluyor. Füme kıtır havuçlar ile donatılmış levrek ile baharatlı sabayonu için de aynısı geçerli. Semizotunun hafif buruk tazeliğinin de katıldığı dengeli bir tabak…
Maksut da toprağı ve denizi buluşturdu. İlk olarak, ev yapımı ton ezmesi ve tarama ile donatılmış, bir füme, marine ton hazırladı. İşin hüner kısmında ise, fındık yağı ve Hint kahvesi ile birlikte gevrek hamur diskleri eşliğinde, tarçın ve kereviz ile tatlandırılarak cömertçe hazırlanmış kuzu vardı.  Erman  Girgin’in (Bröd) zeytinli ve sade ekmekleri, iki cömert aşçının akşam yemeği vesilesiyle bu güzel buluşmasına daha da lezzet kattı.
Akşam, Ankara ve Paris’teki terör saldırılarının kurbanlarının anısına ayrılan birkaç an ile tamamlandı. Mutfağın kaba dünyaya zarafet kattığı fikriyle, yeniden görüşmek dileğiyle vedalar edildi… Teşekkürler İstanbul!

Stéphane Méjanès